12 Şubat 2013 Salı
Uyusun da Büyüsün
''Uyusun da büyüsün'' diye boşa dememişler.Uyuduğumuzda uzarız çünkü.
Her uykunun sonunda boyumuz 8 milimetre uzar ama, gün içinde yer çekimine karşı koyamaz.
Gün sonuna kadar yer,o 8 milimetreyi çeker ve biz yine eski boyumuza döneriz.
Bu döngü her gün tekrarlanır.
'Uyu,büyü ama büyüklenme.
Çünkü ne kadar büyüklenirsen büyüklen,
Küçülürsün.
Ve ne kadar büyüdüm desen de,
Aslında küçüksün.'
Demek istemiş olmalı eskiler.
20 Ocak 2013 Pazar
Toprak Çekimi Kanunu
Onca anıya,onca hüzne,onca sevince şahitlik eden zihnim,bedenim kendine yabancılaşıyor.
Yerçekimine karşı koyamayan ilk şey gözyaşlarımdı.
Yediğim kazıklar,yaptığım hatalar,aldanmalarım,aldanışlarım...
'Hüsranlarımın' sonu,yanaklarımdan tane tane süzülen yaşlardı hep.
Zamanla yerçekimine meydan okumayı öğrettim gözlerime.
Bu sırada birikti takvim yaprakları.
Acımasız olan yıllar değil,yılları acımasızca tüketen biziz.
Omuzlarımda hafif bir çökme,göz kenarlarımda kırışıklıklar...
Bir zamanlar tokalaştığım onlarca el varken,şimdi yanımdakiler bir elin parmakları kadar.
Her biri,zamansız fakat zamanı gelince gitti birer birer.
Yıllarla beraber gözyaşlarım azaldıkça,omuzlarım karşı koyma gücünü yitirdi.
Yaşam, yerçekimiyle işbirliği yapmış, sinsice ele geçirdi omuzlarımı.
Omuzlarım çöktü.
Zaman geçti,günler geçti,geçti işte yıllar.
O zaman,anladım yerçekimi kuvvetini.
Ayaklarım yere sağlam basardı.Çekerdi hep kendine,kendine...
Yer çekiyor bizi, hissettirmeden.
Toprak,bedenimizin ilk numunesi olarak gözyaşlarını alıyor.
Gitgide boyumuz kısalıyor.
Çekiyor yer.Çekiyor toprak.
Son numune;bedenimizi ele geçirinceye dek.
15 Ocak 2013 Salı
Çeki 'Düzen
Kendi doğruları hayatın gerçeğiydi onun için.Ne sıkı dostlukları vardı,ne içten gülümseten biri.
Günlüktü onun ömrü;dünü düşünmez,yarına kucak açmazdı.Hayatını tek kelimeyle anlatacak olsam 'üstünkörülük'le tanımlayabilirim.Bir insan neden yüzeysel yaşar?Neden kimseyi almaz hayatına düşündünüz mü hiç?
Ben o kahramanla oturup sohbet ettim.Cinsiyetinin önemi yok, ilk okuduğunuzda kadın belirdiyse zihninizde kadın,erkek belirdiyse erkek olsun.Hikayemin isimsiz,cinsiyetsiz kahramanı.
Böylesine umursamaz görünen,çoğu zaman umursamaz,düzensiz dediğimiz her şeyi hayat düzeni hâline getiren birinden bahsediyorum.
Rutinleri vardı,bir evi,ev arkadaşı olmaktan öte hiçbir şey olamayan bir ''ev arkadaşı.''
Hayatını anlatmak değil niyetim,onu anlamak.Ona anlatmak.
Kimi hayatına aldıysa,çıkıp gitmiş,sessizce.Ya da haldur huldur hayatındaki her şeyi yıkıp dökerek gitmiş.Ardında bıraktığı kırık kalbi düşünmeden,gitmiş işte.En değerli parçaları götürmüşler giderken.
Haklı değil mi yeni hayatlara kendini açmamakta?Hep temkin,hep terkedilme korkusu,dinmeyen güvensizlik hissi.
Son çareymiş aslında şu an sürdüğü hayat.Son yolmuş bu gittiği.Son seçim,son deneme,belki yanılma.Gidenlerin bıraktığı göçüğün altında ezilmek yerine,göçüklerin üstüne yeni bina yapmayı tercih edenlerden olmuş.Biraz serzenişli,her an sallantıda bir yaşam.''Ne aşka inancım var,ne hayattan gelecek mutluluğa'' demişti.Umutlarını yitirmiş,elinde umutlu olmak için umut etmeye yetecek kadar umudu kalmış.
Ne zaman yeni yollara çıkmayı denese yarım kalmış,uçurumdan yuvarlanmış.
Şimdi, hayatı hâla en başta anlattığım gibi.'Düzen'siz,yorgun,sorumluluklardan uzak,bir başına.
İnsanoğlunun doğasına aykırı yaşıyor anlayacağınız.Gittiği yere kadar.'Düzen' isteyip istemediğini bile bilmeden.''Günlük'' bütün ilişkileri.
İşte böyle bir hayat,aslında her birimizin hayatında bir ''dönem''.
Dürüst insanlar hep vardır,ya da kahramanıma karşı dürüst olacak birileri mutlaka...
Sevgi üzerine yaratılmışız biz insanoğlu,nereye kadar kaçılır ki bu gerçekten.
Kimlerden kaçılır,kime kucak açılır bilemeyiz denemeden.
10 Ocak 2013 Perşembe
1'2
Bir bütün, İki kelime, bir his
Bir hüzün, Bir yaş. İkimiz de aynı his
Bir aşk, Bir tarih. İlk bahar,
Bir ben. İki dünya.
Bir sen. İki deli.
Sen bir, Birimiz iki
Ben bir. 2'miz,1. 1'imiz hep 2..
Biz bütün İkimiz bir.İkide bir:aşk
Bir hüzün, Bir yaş. İkimiz de aynı his
Bir aşk, Bir tarih. İlk bahar,
Bir ben. İki dünya.
Bir sen. İki deli.
Sen bir, Birimiz iki
Ben bir. 2'miz,1. 1'imiz hep 2..
Biz bütün İkimiz bir.İkide bir:aşk
30 Aralık 2012 Pazar
En Baş'tan
...
Farklıydı yoksunluklarımız,noksandı mutluluklarım.
Bilmediniz.
Gördünüz,ama kördünüz.Avuntuları oyuncak yaptım,
Elimde kaldı her biri.
Ben hep ''ebe''lerden kaçan çocuktum.
Bilmediniz.
Çünkü her biriniz farklı zaman oyunlarında,
'Körebe'ydiniz.
''Ebe'' olduğumda gözüme bağladığım bez parçası;her neyse,
Islandı gözlerimde.
Organlarımı pişiren ateşin korunda kuruttum onu.
Sıcaklık sandınız.
Yoruldum artık oyun oynamaktan.
Körebeden,saklambaçtan.
Bıraktım.
Mızıkçılık saydınız.
Tekrar sayıştırdınız.
Ve bu yazı en baştan.
29 Aralık 2012 Cumartesi
Zelzelenin Zerre'si
''İçim içime sığmıyor'' değil benimkisi.
Tam anlamıyla;içim içimi sarsıyor.Göçükler,toz yutmuş paramparça ruhlar.
Toz tutmuş,yırtılmış,pörsümüş içimdeki sayfalar.
Kendine geç kalmaları unutur insan kendine vakit ayırırsa.
Ben yazdıkça unuturum.
Kimi çizdikçe,kimisi besteledikçe.
Umudumu sözcüklerde bulurum.
Göçük altında kalan her parçamı yazarak kurtarırım.
Yazdıklarım yazacaklarımın zerresi.
Aslında yazamadıklarım.
Yaşadıklarım.
Yaşayıp da yazamadıklarım.
İnsan hep ''iyi'' olamaz ki.
Hep gülemez.
Yaratılışa aykırı.
Ben yazdıkça unuturum.
Kimi çizdikçe,kimisi besteledikçe.
Umudumu sözcüklerde bulurum.
Göçük altında kalan her parçamı yazarak kurtarırım.
Yazdıklarım yazacaklarımın zerresi.
Aslında yazamadıklarım.
Yaşadıklarım.
Yaşayıp da yazamadıklarım.
İnsan hep ''iyi'' olamaz ki.
Hep gülemez.
Yaratılışa aykırı.
Bilmem, anlatabildim mi?
9 Aralık 2012 Pazar
İçim(iz)deki Çocuk
Büyütmediğim, büyümeyen bir o var sanki.
Yıllara karşı dokunulmazlık hakkı var onun.'Yaş'lara karşı koymayı tek o başarmış.
Hepsinden öte beni ben yapan yanım,içimdeki büyümeyen çocuk.
İçimizde büyümeyen bir çocuğun varlığından haberdarsak,
Çocukluğumuzdan ezgiler fısıldıyorsa kulağımıza,
Yaşantımıza renk katmışız,yaşamımız gökkuşağı demek ki.
Demem o ki bir teyze çarpışan arabaya biniyorsa çocuğunun yanında,
Sözde yanında oturduğu çocuk,aslında içinde.
Öyleyse,
Bileğimize bağlattığımız uçan balonun ipini kendi ellerimizle çözüp,
İçimizdeki çocuğu büyütme telaşımız neden?
O,insanlığımız aslında.
Saflığımız.
Yakaladığımız küçük mutluluklarımız.
İçimdeki çocuk,
Bir ömür elimden tutup,gerçeklerle saklambaç oynayacak.
Büyüklerden bile büsbüyük sevgi,cebinde yüz bin liraya aldığı çikolatalı sakızla...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


