14 Ocak 2025 Salı

2012'DEN

Göğe baktım.Yalnızca bana aitti sanki.Olamazdı benden ötesinin.
Kıskaçlığım ona'ydı işte.Göğü kıskanıyordum.Milyonlarca çift gözden.
Sonra şarkılarım.Elmacıklarımı sel sokağına çevirir kimi.Kimiyse elma kızarıklığına getirecek kadar mutlu eder beni.

BAL

Kaç başlangıç sığdırır insan bir ömre? 

Kaç kez koklayabilir bir çiçeği?

Kaç dostu olur candan sevdiği?

Hem her yerdedir görebilene, hem görünmez istemeyene.

Bal olur zehrini damıtabilene.

6 Ocak 2025 Pazartesi

AÇ BAĞRINI



''Her an, bir önceki anın cenaze merasimi

Her an, bir sonraki anın doğum sancısı... Hayat, sürekli bir eşikten geçme hali. Kafeslerin içinden özgürlüğüne bakan ve yolun sonunda eşiğini aşarak özgürlüğüne kavuşan bir ruhun yolculuk hikayesi bu. Düşüyle, kabuslarıyla yaşayan... Sendeleyen, ama teslim olmadan yoluna devam eden bir ruh işçisinin sevdiğine yani özgürlüğüne kavuşma hikayesi. Yanımdaki dostlara selam. Sokağı apartmanlara, plazalara taşıyanlara selam. Şanımız geçici sözümüz kalıcıdır.'' demiş Emir Can İğrek.

21 Eylül 2024 Cumartesi

Yüzmek ve Uçmak

Derinlerde yüzmek, uçmaktır bir nevi.
Derinleşebilmek mümkün kılar kanat takmadan özgürleşmeyi.

14 Mart 2024 Perşembe

ŞEMSİYELİ DELİLER

-Biliyor musun, galiba deliriyorum. Sanki yıllarca açık bir şemsiye ile dolaşmışım, hava koşulu ne olursa olsun beni etkilememiş. Güneşte yanmamış, yağmurda ıslanmamışım. Bu farkındalıkla, şemsiyeyi kapattım demeyi çok isterdim. Fakat öyle olmadı. Fırtınada savruldu, parçalandı. Gidip yenisini alabilirim ama, gölgemin ne kadar uzayabileceğini izlemeyi tercih ediyorum. Yağmura temas etmek istiyorum. 
-İyi ama, delilik bunun neresinde?
-Güneş açtı ve gölgemi gördüm. Bundan büyük delilik mi olur? 
-Büyüyorsun, dedi. Yaşamla temas ediyorsun. Delilik, insan uydurması. Şemsiye de aynı türün icadı. 

27 Şubat 2024 Salı

UN UFAK

 Geçmişi her detayıyla hatırladığım günleri özlüyorum. Genç yetişkinlik döneminde, çocukluğuma dair birçok detayı anımsayan zihnim, otuzlu yaşların başında anımsayamıyor yirmileri. Çoğaldıkça değersizleşen fotoğraflar gibi mi oluyor anılar da? Çocukken sayıca az olan anıları albüm yaparcasına saklarken zihnim en kıymetli raflarında, büyüdükçe çoğalan anıları nereye koyacağını bilemeyip savuruyor ve unutuluyor mu? Tüm bunları düşünüp dururken, ilk ne zaman hatırlayamadığımı anlamaya çalışıyorum. İlk ne zaman unutmaya başladım? Cehaletinin farkında olmayan bir kurnaz gibi, hatırlama çabasına giriyorum, hatırlayamadıklarımı. İlk hangi anının zihnimde savrulduğunu. 

İnsan,

Bazen unutmak için çırpınır, bazen de unutmamak için.