14 Ocak 2025 Salı
2012'DEN
Kıskaçlığım ona'ydı işte.Göğü kıskanıyordum.Milyonlarca çift gözden.
Sonra şarkılarım.Elmacıklarımı sel sokağına çevirir kimi.Kimiyse elma kızarıklığına getirecek kadar mutlu eder beni.
BAL
Kaç başlangıç sığdırır insan bir ömre?
Kaç kez koklayabilir bir çiçeği?
Kaç dostu olur candan sevdiği?
Hem her yerdedir görebilene, hem görünmez istemeyene.
Bal olur zehrini damıtabilene.
6 Ocak 2025 Pazartesi
AÇ BAĞRINI
21 Eylül 2024 Cumartesi
Yüzmek ve Uçmak
14 Mart 2024 Perşembe
ŞEMSİYELİ DELİLER
8 Mart 2024 Cuma
27 Şubat 2024 Salı
UN UFAK
Geçmişi her detayıyla hatırladığım günleri özlüyorum. Genç yetişkinlik döneminde, çocukluğuma dair birçok detayı anımsayan zihnim, otuzlu yaşların başında anımsayamıyor yirmileri. Çoğaldıkça değersizleşen fotoğraflar gibi mi oluyor anılar da? Çocukken sayıca az olan anıları albüm yaparcasına saklarken zihnim en kıymetli raflarında, büyüdükçe çoğalan anıları nereye koyacağını bilemeyip savuruyor ve unutuluyor mu? Tüm bunları düşünüp dururken, ilk ne zaman hatırlayamadığımı anlamaya çalışıyorum. İlk ne zaman unutmaya başladım? Cehaletinin farkında olmayan bir kurnaz gibi, hatırlama çabasına giriyorum, hatırlayamadıklarımı. İlk hangi anının zihnimde savrulduğunu.
İnsan,
Bazen unutmak için çırpınır, bazen de unutmamak için.
YanıtlaYönlendir Tepki ekle |
15 Aralık 2023 Cuma
-Delilik-
27 Kasım 2023 Pazartesi
Soru İşareti
29 Ekim 2023 Pazar
•Zamansız•
31 Ağustos 2023 Perşembe
•Hiçliğe Övgü•
30 Eylül 2022 Cuma
İçimizdeki Şeytan
25 Eylül 2022 Pazar
-Yol’a Düş’en Deniz-
İnsanoğluna
31 Temmuz 2016 Pazar
Konuşmalar-ll
2 Mart 2016 Çarşamba
349 Gün-Bir Yıl-Geldiğim Nokta
21 Mart 2015 Cumartesi
Sabit
Tanışadurduğum insanlara,
Unuttuğum yahut edindiğim alışkanlıklarıma rağmen;
Sabit kalan şeyler var:
Şarkılar.
Fotoğraflar.
Yazılar.
Sevdiğiniz yanınızdayken,
Ailenize sarılabiliyorken,
Kadim dostunuzla gece sohbetinde,
Özetle unutmak istemediğiniz her an'ı
Bir şarkı,bir fotoğraf,bir not hatırlanabilir kılar.
28 Aralık 2014 Pazar
Sesleri Dinle
'Şimdi,burada ne düşünüyorsun?' diye sordum kendime.
Kendim?
İnsanın 'kendi' ruh-beden bütünlüğünü mü yansıtır salt?
Bedenden sıyrılan ruh, özgürlüğü tanımlayamaz mı?
Ruh yalnızca ölümle mi sıyrılır bedenden?
Ruhlar bedensiz olsaydı kaç özne sığdırabilirdim en fazla hayatıma?
Ruhunu bile bile,göre göre sever miydim yine aynı kişileri?
Aynı kişiler mi olurdu etrafımda ya da?
Buydu sorularım.
Yanıtlara erişebilmek sol yanımdaki o naif organın sesini dinlemekle mümkündü.
Bi kısmını yanıtladım da.
Birini ilk gördüğümde kanım ısınmamışsa,kalbim ona çarpmamıştır.
İşte o an bedensizleştiği andır ruhların.
28 Kasım 2014 Cuma
... geçiyor.
Özleyerek.
Örselenerek.
Küserek.
Erteleyerek.
Doyamadan.
Erekleri gerçekleştiremeden.
Yahut gerçekleştirerek.
''Şimdi ve burada''yı yaşayamayarak.
Geçmişle hesaplaşarak.
Bugünün dünün geleceği olduğunu hesaba katmayarak.
Sevgisizlikle.
Anlayışsızlıkla.
Sökükleri dikmeye çalışarak.
Ve çalışarak.
Kısacası;
Öyle ya da böyle.
Geçiyor.
Zaman.