15 Aralık 2023 Cuma

-Delilik-

Sanki biraz delirdik. 
Bir yerde, bir şekilde.
Hırçın ve süt limanız. 
Buz gibi ve sıcacık.
Şarap kadehleriyle, 
Kırmızı ve beyaz delirdik.
Şiir ve şarkılarla. 
Edebiyatla.
Delirdik, birlikte.
Delirttik, birbirimizi.
Kutlayalım deliler!
Çünkü ancak kuzeye göç etmeye cesaret edebilen kuşların,
Hikayesi yazılır.

27 Kasım 2023 Pazartesi

Soru İşareti

Bir yerden ısırdı gözüm, Gördüğüm an bildim iz'in. Tanır mı insanı insan? Yarasından,yarasından. Anlat dedim, bendedir. İçindeki, acının nârıdır. Vurur mu insanı insan? Yarasından, yarasından.

29 Ekim 2023 Pazar

•Zamansız•

Bir haziran gecesiydi. Akşam serinliğinin hissedilebileceği son günlerdi. Serinliğin verdiği huzur ile göğe baktı Kiraz. Zaten hep, göğe bakardı. Başını omzuma yaslayıp bir yıldız gösterdi işaret parmağıyla. İyi bak o yıldıza, dedi. Bu yıldız üç yüz ışık yılı uzakta ise; biz şu an onun üç yüz yıl önceki hâlini görüyoruz demektir. O yıldız kendi zamanında şu an sönse, dünya gözüyle önümüzdeki üç yüz yıl daha parlamaya devam edecek anlamına gelir. Tıpkı sesler yok olsa da, yankılarının kulaklarımızda çınlamaya devam etmesi gibi. Umarım biz de, yıldızlara benzeriz; ışığımız sönse de, parlamaya devam ederiz, dedi ve üzerine kiraz motifi yerleştirdiği seramik bardağından bir yudum daha kahve aldı. Nasılsa iki hafta sonra sıcak iyice tepemize çökecek ve ter, tenimizin üzerinde yapış yapış olmaya başlayacaktı. O zaman insanın canı kahve bile içmek istemezdi. Belki o yapış yapış akşamda bir yıldız sönecekti dört yüz yıl önce, ve biz bu kez ona denk gelecektik. Belki o zaman anlardık evrendeki evrensizliği ve zamanın içinde, zamansızlığı. Yüzleştiğimiz bu illüzyon, bizi kendimize de getirebilirdi, kafayı da yedirtebilirdi. Neyse. Daha çok vakit vardı dört yüz yıl önce sönen yıldızın ışığının yok olmasına.

31 Ağustos 2023 Perşembe

•Hiçliğe Övgü•

O şarkının nakaratı hiç söylenmedi, O kentin sokaklarında gezilmedi hiç. O sofra hiç kurulmadı. Hiç yaşamamış biri, Hiç yazılmamış şarkı eşliğinde, Geçmedi o kentin sokağındaki restoranın önünden.

30 Eylül 2022 Cuma

İçimizdeki Şeytan

İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum; müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması.. İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu.. İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var.. Tembellik var.. İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var.. Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz. Sabahattin Ali - İçimizdeki Şeytan - Sayfa 250

25 Eylül 2022 Pazar

-Yol’a Düş’en Deniz-

Yolculuğu hayâl ederken yalnızca yolda olmayı ve yoldan alacağın hazzı düşünürsün.Yola çıktığındaysa bacak ağrılarına,yan koltuktaki yolcunun horultusu eşlik eder. En sevdiğin sahil kasabasında yüzmenin hayâli,orada yaşayacağın olası aksilikleri barındırmaz içinde.Yine de aksilikleri göze almak,özgür kılar seni.Yüzerken,uçar gibi hissedersin.Yolculuk yaparkense kuş gibi.Dalgalara,denizanalarına,engebe ve horultulara inat.

İnsanoğluna

Başını kaldırıp göğe bakabiliyorsan dostum,sanadır sözlerim.Ben şehrin tepesindeki bulutları,sen uçsuz bucaksız fezayı,eşzamanlılıkla temaşa etmekteyiz..Senin rüzgarların dinmiş,ben daha yağmurda ıslanacağım.Bulutların dağılmasını bekleyeceğim bucaksız semayı görebilmek için.Rüzgar esecek,dağılacak bulutlarım.Derin bir oh, çekip “ben oldum” diyecekken;senin şehrin soğuyacak.Tam tersi farklı zamanlarda yaşanacak.Ve bir gün,aynı göğün altında dağıtmışken bulutları; oldum derken,öleceğiz.