21 Mayıs 2014 Çarşamba
Her Şeyden Önce
Bırak ıslatsın yağmur.Denizi seyret,martılara ekmek at.Gökyüzüne dokun.
Evet.
Göğe dokun.
Gök sana,sen sana yakın.
Sen batım sarısı rengi,sen ömrü günlük.
İyisi mi,omzuna yasla başını.
O vakit hissedilmez olur yük.
Kendine eğil,kendine doğru'l.
Göz ol,kulak ol kendine.
Kendini bilsen yeter.
Kendini bil sen...
16 Mart 2014 Pazar
Biletler Benden
Bir ben, bir de yol arkadaşım:mor menekşe mutluluk.Gülümseyerek,selamlayarak başlasın yolculuk.İlkin sohbet ederiz,gündemden,saf çıkarcıların artmasından,aşklardan,ilişkilerden,samimiyetten.Biz konuştuk Allah arttırsın sohbet minderlerini dertleri omuzlayanlar kaldırsın!Omuzladığımız onca toplumsallıkla,kendimizle devam edelim yolumuza.Sokakta oynayan çocuklara katılırız belki.Kan ter,devam ederiz.Gün biziz,yol sensin mutluluğum;yolculuk da.Sonra yürürüz biraz.Bir ses,bir sus.Mola veririz bir kıyı kasabasında.İskelede yosun kokusu.Hayattan konuştuğumuz yeter,hayatı konuşturalım biz.Gün olmuş,mazimiz.Belki göğe dokunuruz.Yahut gök dokunur avuçlarımıza sağanaklarıyla.
Sen sana,ben bana,biz bize;öylece...
Göğümdesin,gönlümdesin.
Mutluluğumsun.Haydi bi' mola.Rüzgar haşmetli.Yapraklar savruk.
Sinemamdasın mutluluk.Haydi gitme bi' film daha izleyelim.
Biletler benden.
Zaman,''geçeceksen geç,geçmeyeceksen bu kadar örseleme'' diye söylenenlere:
Zamanın çalışma mekanizması;ömürdür.
17 Aralık 2013 Salı
Konuşmalar~
Bu aralar çokça hissettiğim his tam olarak eksiklik ve geç kalmışlık biliyor musun?Son sınıf olmanın verdiği 'üniversite yıllarından an-lar yakalama çabası' kat be kat arttı.Sen bu yazıyı okurken kaç okurun üniversite son sınıfta olduğunu bilmemekle birlikte henüz yaşamayanlara,benzer hisleri tadacaklarını belirtmek isterim.Yaşamış olanlara,mütebessim selam ederim.Yirmili yaşlardaki bizlerin hayatında büyük iki dönüm noktası var,sen de biliyorsun.Çocukluk döneminde okulun başlaması ve yetişikinlik döneminde bitiyor olması.Hâl böyle olunca düşünüyorum.Sen de düşünmüşsündür,düşünmüş olmanı umuyorum.Mesela annemi daha iyi anlıyorum artık.Her geçen gün onun gözlüğünü daha çok takmaya başladım.Annemin gözünden bakmaya başlayınca ''sarraflığımın'' arttığını hissediyorum.Kim tekme atar,kim kucak açar daha iyi görebiliyorum.Sen de yap,anlayacaksın,belki de benden önce yapmaya başladın kim bilir?Ben bir de ne yaparım bilmek ister misin?Çok sevdiklerime,en sevdiklerime annelerinin gözünden bakarım..Zannımca insan bu yaşta başlıyor hem ata,hem evlat olmaya.Hepimiz evlatız neticede.Annem de evlat,dedem de,ben de,sen de.O yüzden ne olursa olsun seni evlat edeni üzme.Kuş olmak gibi bir şey bu.Kuş olabilme yetin kadar onları üzmeye yetkin.Bunu bana söyleten tik taklar başladı yine hükmetmeye kalbime.Zaten bu aralar kalbim 'küt küt' değil tik tak atıyor.
15 Aralık 2013 Pazar
Küsmesin Ağaçlar
Söyleyecek onca sözüm var;
Düzene.
Kol gezen edepsizliğe.
Sevgisizliğe.
Kimsesizlere.
Yoksullara.
Ve zenginlere.
Kötümserlere.
Kıskançlara.
Şükredenlere.
Fırsatçılara.
Samimiyet severlere.
Zarar verenlere.
Evet,çok şey var lâkin,
Ağaçları küstürmek istemem.
18 Ekim 2013 Cuma
Dolunayla Konuşup Geçmişe Dokunduğumdan Beri
Bilmek istiyorum hep neler olmuş,5N'nin K'sı nasıl biriymiş?Merak etmek araştırma yapmanın yarısıysa;bütünü tamamlama çabasındayım.Tasarlıyorum,kurguluyorum.Yine de sahnede eksik bir şeyler var.Dekor,mekan,zaman,kostümler,pabuçlar,otomobiller eksik.Fotoğraf makineleri analog,walkman henüz icat edilmemiş evet,lâkin eksik.Milenyumun ortasında sek sek oynayan ben için,eksik çok şey var.Ülkem nasıldı,komşuluk nasıldı,bayram seyran mıydı?Bilmiyorum,yaşamadık.Tüm bunlar,zihninde hayâl bizim neslin.An yok,anı yok.Anlatı var,düş gücü var,o kadar.Ama ışıklarla yolculuk yaptığım gökyüzü öyle mi,elektronik video kaydediciler bugün ona yetişebilmiş mi?Dolunaya bakmasaydım,büyük büyük dedemle göz göze gelebilir miydim?(Bunu düşünerek göğe bakınca tüm sevdiklerinizle orada bakışabilirsiniz.)Peki ya,hilale,yıldıza bakmadan anlaşılır mı bayrağım?Bittabi anlaşılmaz.Gök...Benim zaman kürem.Ülkemin tarihini,kültürünü,hatalarını,Çanakkale zaferini,İstanbul'un fethini kaydeden.
Gökyüzüyle konuşmak;geçmişle,gelecekte gökyüzüyle konuşacaklarla,hatalarla,gurur tablolarıyla yüzleştirir.
Onunla konuşamayanlar ilaçlama kamyonunun peşi sıra gider.Yeter ki, peşi sıra gittikleri duman kokusu,genizlerini biraz olsun yaksın.
Etiketler:
dolunay,
feza,
geçmiş,
gökyüzü,
tarihten ders almak
25 Ağustos 2013 Pazar
Vicdan'Sızlar Mı?
Yoruldum 'çünkü'lere sığınanlardan...Henüz çalmadan, kılıf hazırlayanlardan.Kılıf üretip başkalarına satanlardan...Başka hayatları kapıp-kaçanlardan...Çıkması gereken hayatlarda, ısrarla kalmaya devam edenlerden...Çağ hastalıklarının ''on iki'' olarak ülkemi vurmasından...İyi olmakla,su katılmamış saf olmanın denk tutulmasından.Yalan söyleyip, muhatabını salak(!) sananlardan.Öz be öz kardeşlerin, farklı zaman aralıklarında küçük bir karnı paylaştıklarını unutup,mirası paylaşamamasından...
Gönül kırmaların böylesine kolaylaşmasından...
'Kalp-teknoloji-zaman' üçlüsü tüketim devrinde iken,promosyon olarak aşkların-işlerin-ilişkilerin tüketilmesinden yoruldum.Gönül kırmak kolay,çalmak da.Gönül almak paha biçilmez ziynet.Hep boynumuzda taşıdığımız muska.İyilerin kandırılmasından usandım bir de.Güvenilirler listemiz bir elin parmakları kadarken,güvenliğin telefonlarda aranmasından bahsediyorum.İyilerin tükenmesinden,insanların farklı ölçütlerle bölünmüş olmasından yoruldum.Madem ki küçük dünya,neden bir beden daha küçültüyoruz?Her birimiz yandık,yakıldık,aldandık,aldatıldık birilerince.Affettik belki,şans verdik.Güvenilirler listesine tekrar ekledik.Yanına bir yıldız koyarak.*Dikkat!*.Kin tutmadık,lânet etmedik, görünüşte biz yenildik.Kazananlar büyük zaferlerini kutlarken, biz zaferimizi susarak kutladık.Onlar,bunu asla anlamadılar.Sustuk,susturdum sandılar.Göz yaşı döktük kendilerini sebep bildiler,eğlendiler.Bizim için ehemmiyetsiz olduklarını bilmediler,empatikleşmedikçe de bilemeyecekler.Varsın öyle kalsın.
Demem o ki dostlar,insanlık düşüşte,vicdanlarınıza sıkı tutunun!
Etiketler:
affetmek,
insanlık,
iyi,
kötü,
sahtezaferler,
savaşahayır,
vicdan
4 Ağustos 2013 Pazar
Göçebe Çocukluğun Boncuklu Yaşpastası
Doğum günü pastasının en süslü,yenebilir çiçekli,boncuklu kısmı tadındaki zamanlardı.
Hoş,o yıllarda zamanın farkında değildik,sokağa çıkma saatini beklerken çektiğimiz ipi bilirdik;yeterdi.
Yetinirdik bir de.Sokakta oynamak için ekmek arası mercimek çorbası yerdik,çabuk doyardık.
'Farklı sokaklarda' geçen pamuk şeker saatlerdi çocukuluğum.Farklı sokaklar dedim çünkü ben çocukken sık sık taşınırdık.Yeni eve alışmak,kolon ve kirişleri tanımak değildi düşündüğüm.
Taşındığımız her evde sokak arkadaşlarımın nasıl olacağını hayâl ederdim.Haylazdı kimisi,kimisi büyüktü bir,belki iki yaş.O zamanlar bizden iki yaş büyük çocuklar abla-abi gömleğini giyerdi.
Yine,yeni taşındığımız evin sokağına alışma zamanı geldiğini hissederdim.Ama alıştım da.Çünkü insanoğluyuz; alışmaya meyilli yaratılışımız.
Sokak arkadaşlarım oldu sayısını ve adlarını halâ hatırladığım.Hep söylerim zihnim biraz kıyak geçiyor hafıza konusunda.Annem balkondan bakınca görmesin diye zemin kat balkonun altındaki boşlukta gizli gizli yediğim eskimolar öksürük olup dile gelirdi.Anneye neden yalan söylenmemesi gerektiğini yavaş yavaş anlayışım tam olarak o günlerde başladı.Yine de çocuktum...
Çoğumuzun hafızasında vardır.Sokakta oynarken babamızın büsbüyük bir sürpriz yapıp bisikleti kucaklayıp arabanın bagajından çıkardığı sahneler.Bisikletlerin arka tekerlerinin yanına vidalanmış,baba yokluğunu aratmayacak destek tekerlekler.Ama ben yine de babamı arardım.Her gün sokakta işten gelmesini beklerken; geldiği an,unuttuğum oyunlar olurdu.Evimiz çok yüksekteydi,asansör düğmesine elim yetişmezdi.Apartmanlar koskocaman,bahçe büsbüyük,mesafeler upuzaktı.Oradaki evimizde oturduğumuz süre boyunca,elim hiç asansör düğmesine yetişmedi.Pasta diliminin boncuklu yıllarını yaşıyordum.İki yıl oturduktan sonra taşındık.Taşınma ânımızı hatırlatma lütfunda bulunmadı hafızam.Anıları bırakıp yeni eve taşınma vaktiydi.Büsbüyük evleri,upuzak mesafeleri geride bıraktım.Geride bıraktım diyorum çünkü üzerinden on beş yıl geçti.Ve ben aynı sokağa tekrar gittim.Bir insanı, hep en son gördüğümüz hâliyle hatırlarız ya,yaşadığım tam olarak oydu.Fakat halâ bıraktığım gibi duruyordu çocukluğuma şahit betonlar.Ebatlar küçülmüştü sanki.Mesafeler kısalmıştı.Oysa benim dünyamda o ana dek halâ büyük ve kocamandılar.Sokakta küçük adımlarla yürüdüm,kısalan mesafeleri uzatabilme umuduyla.Binalar ne kadar yakınmış birbirine,bahçe büyük değilmiş.Sabit duran eşyalara karşı büyüyen bedenim bir tarafta,çocukluk algısında kalmış zihnim öteki taraftaydı.Ortada kalmıştım.Duygularıma elektrikli mikser girmiş gibiydi.Uzun uzun baktım çocukluğuma.Yaşıyor halâ.İçimde ve bıraktığım sokakta.Çocukluğunuzu geçirdiğiniz yerde sürekli yaşıyorsanız fark etmezsiniz değişen algı ve zamanları.Ama,bir yerlerde bırakıp gittiyseniz uzaklara,döndüğünüzde bulabileceğiniz , 'çocukluğunuz' vardır mutlaka.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)




.jpg)