25 Eylül 2022 Pazar

-Yol’a Düş’en Deniz-

Yolculuğu hayâl ederken yalnızca yolda olmayı ve yoldan alacağın hazzı düşünürsün.Yola çıktığındaysa bacak ağrılarına,yan koltuktaki yolcunun horultusu eşlik eder. En sevdiğin sahil kasabasında yüzmenin hayâli,orada yaşayacağın olası aksilikleri barındırmaz içinde.Yine de aksilikleri göze almak,özgür kılar seni.Yüzerken,uçar gibi hissedersin.Yolculuk yaparkense kuş gibi.Dalgalara,denizanalarına,engebe ve horultulara inat.

İnsanoğluna

Başını kaldırıp göğe bakabiliyorsan dostum,sanadır sözlerim.Ben şehrin tepesindeki bulutları,sen uçsuz bucaksız fezayı,eşzamanlılıkla temaşa etmekteyiz..Senin rüzgarların dinmiş,ben daha yağmurda ıslanacağım.Bulutların dağılmasını bekleyeceğim bucaksız semayı görebilmek için.Rüzgar esecek,dağılacak bulutlarım.Derin bir oh, çekip “ben oldum” diyecekken;senin şehrin soğuyacak.Tam tersi farklı zamanlarda yaşanacak.Ve bir gün,aynı göğün altında dağıtmışken bulutları; oldum derken,öleceğiz.

31 Temmuz 2016 Pazar

Konuşmalar-ll

Kazanmak ve ulaşmak için ciddi emek sarf ettiğimiz şeyleri gün geliyor Allah bize lutfediyor. Sonra onu tekrar kaybedeceğimizi tamamen çıkarıyoruz aklımızdan.Sahip olduklarımızın birer lütuf olduğunu unutup olması gerekenmiş gibi algılamaya başlıyoruz.Ve işimizi, eşimizi, dostlarımızı,sağlığımızı, paramızı "cepte" zannediyoruz.  Sahi ne çok şeyi cepte zannediyoruz biz!Biz insanoğlu alışmaya da şımarmaya da meyilli yaratıklarız. En vefalımız bile gün geldiğinde nankörlük ediyor. Alışmaya ve şımarmaya meyilli olduğumuz kadar nankörlüğe ve unutmaya da meyilliyiz. Özümüz iyi, yaratılanı yaratandan ötürü sevmeye çalışırken birilerine 'oksijen israfı' diyiveriyoruz öfkelenince. Dedim ya nankörüz biz. Bunun sonucunda bir şeyleri "cepte"  olarak görüp salıveriyoruz. Kırıcılaşıyoruz, idealistliğimizi yitiriyoruz, şükürsüzleşiyoruz ki bu bizi günden güne doyumsuzlaştırıyor. 
Dünya güzellikler sunacaksa hep, cennet neden var o vakit? Boşa dememişler dünyada her şey insan için diye. İyi olan ve kötü olan her şey. 
Senin sahip olduğunu sandıkların, her an kaybetme ihtimalinin olduğu birer lütuf.  Hayatta hiç kimse, hiçbir iş hatta canın bile "cepte"  değildir. 
Vesselam. 

2 Mart 2016 Çarşamba

349 Gün-Bir Yıl-Geldiğim Nokta

   Uzun zamandır yazmıyor olmak bir süre iyi geldi bana inanın.Bıraktım gözlemlemeyi insanları.İç dünyalarını düşünüp onlara kederlenmeyi.Kendimi izlemeye başladım yalnızca.İzlediğim insanlardan olmayı denedim belki de.Anlam veremediğim biçimde hafifleşti ruhum.Gençleşti.Kendime dışardan değil içerden bakmaya başladım.Öteki olan kişilere bakmadım bile.Değişik karakterde bir çok insan tanıdım.Olgun düşüncelerime bin kez daha sımsıkı sarıldım.


    Bir davranışı yapmadan önce düşününce gerek kalmıyor yaptıktan sonra düşünmeye.Tasavvur ettim kritik konuları zihnimde.Faydalı olacağını düşündüğüm her şeyi yaptım,söyledim.Zihnimde bıraktım yerine ulaşmayacağını öngördüklerimiyse.Saflığını yitirmek değil benimkisi.Saflığını saklamak.Yalnızca hak edene gösterir oldum içimdeki 'ben'i.Öğrencilerimin hepsi istisnasız hak ettiler.Sevdiler.Ve onlar sayesinde anladım bir çocuğun sevmediği yetişkinden kimseye hayır gelmeyeceğini.Uzak durdum o 'yetişkin'lerden.
İçimdeki çocuğu büyütmedim.Onun sesini dinledim.Dedim ya çocukların sevmediği yetişkinlerden hayır gelmez diye.İçimdeki çocuk ne dediyse onu yaptım.
'Şüphesiz her zorlukla birlikte bir kolaylık var.'İşte bu yüzden elimden geldiğince yorul dedim kendime.Kas geliştirmek gibi bir şey bu.Kas yoruldukça ve çalıştıkça güçlenir bilirsiniz.Aynısını kendime yaptım.Benim için iyi olacağını düşündüğüm bir işi yapmaya karşı miskinleştiğim anlarda ısrarla o işi yaptım.Yaptıkça alışkanlık haline geldi.Alışkanlıklarım şampiyonluğa dönüşüverdi.
Beklentileri,
Hatır gönül işlerini,
'Aman kalbi kırılmasın'ları, 
'Acaba yanlış düşünür mü?'leri.
Hepsini fırlatıp attım.Zihnimden,herkesin girmeyi hak edemeyeceği kalbimden,hayatımdan.
Hafifledim.



21 Mart 2015 Cumartesi

Sabit

Akan zamana,
Tanışadurduğum insanlara,
Unuttuğum yahut edindiğim alışkanlıklarıma rağmen;
Sabit kalan şeyler var:
Şarkılar.
Fotoğraflar.
Yazılar.
Sevdiğiniz yanınızdayken,
Ailenize sarılabiliyorken,
Kadim dostunuzla gece sohbetinde,
Özetle unutmak istemediğiniz her an'ı
Bir şarkı,bir fotoğraf,bir not hatırlanabilir kılar.

28 Aralık 2014 Pazar

Sesleri Dinle

Güne sınırlarımdan,bilinçaltımın  kısıtlarından sıyrılarak başladım bugün.
 'Şimdi,burada ne düşünüyorsun?' diye sordum kendime.

Kendim?

İnsanın 'kendi' ruh-beden bütünlüğünü mü yansıtır salt?
Bedenden sıyrılan ruh, özgürlüğü tanımlayamaz mı?
Ruh yalnızca ölümle mi sıyrılır bedenden?
Ruhlar bedensiz olsaydı kaç özne sığdırabilirdim en fazla hayatıma?
Ruhunu bile bile,göre göre sever miydim yine aynı kişileri?
Aynı kişiler mi olurdu etrafımda ya da?

Buydu sorularım.
Yanıtlara erişebilmek sol yanımdaki o naif organın sesini dinlemekle mümkündü.
Bi kısmını yanıtladım da.
Birini ilk gördüğümde kanım ısınmamışsa,kalbim ona çarpmamıştır.
İşte o an bedensizleştiği andır ruhların.






28 Kasım 2014 Cuma

... geçiyor.

Bekleyerek.
Özleyerek.
Örselenerek.
Küserek.
Erteleyerek.
Kavuşmadan.
Doyamadan.
Erekleri gerçekleştiremeden.
Yahut gerçekleştirerek.
Yarım yarım.
''Şimdi ve burada''yı yaşayamayarak.
Geçmişle hesaplaşarak.
Gelecek için ''daha iyi olacak'' diyerek.
Bugünün dünün geleceği olduğunu hesaba katmayarak.
Sevgisizlikle.
Anlayışsızlıkla.
Sökükleri dikmeye çalışarak.
Ve çalışarak.
Kısacası;
Öyle ya da böyle.
Geçiyor.
Zaman.
Ömür.